Ne zor bir işmiş yazmak?

Bir süredir,epey bir süredir nurturia vasıtasıyla tanıdığım -tanımak mı denir buna bilemedim şimdi - hayranı olduğum annelerin bloglarını izliyorum elimden geldiğince.Hayranıyım her birinin tek tek, zamanla sayarım isimlerini de :) Nasıl yapıyorlar anlayabilmiş değilim.Bu gördüğünüz sayfayı açmaya niyetleneli bir aydan fazla oldu.Ama nereden başlayacağımı, ne yazacağımı bilemedim.

Önce neden yazacağımı bilemedim.Ege için bir günce gibi yazıp bırakmak en çok istediğim ,en çok özendiğim.Başkaları da okusun istiyor muyum? Neden olmasın? Herkes yazıyor, paylaşıyor, en başta ben çok ama çok şey öğreniyorum okudukça. Ama ben yazamam ki.
Birkaç aşk mektubu,lise yıllarında yazdığım bir kaç minik şiir ve sınav kağıtlarına yazdıklarımdan başka ne yazdım.Devrik olmayan cümle kurmakta bile zorlanıyorum.Konuşurken iyi de, yazmak zor iş.Ortaokulda yazdığım kompozisyonlara hiç benzemiyor bu iş anlaşıldı.Bir gecede yalayıp yutup okuduğum kitaplar da öyle bir günde yazılamıyor besbelli.

Bir de süreklilik hadisesi var ki,başım dertte bu konuyla.Hayatta hiçbir alışkanlığı olmayan ben, nasıl olacak da bu aletin başına oturup yazabileceğim.Hayatta hevesimi alıp bırakmadığım tek şey "anne olmak".Ondan da istifa edilemiyor.Üniversitenin birinci sınıfında "ben sıkıldım, İstanbul'a taşınıyorum" dediğimde,annem istifa etmek isterdi eminim.Edemediğine göre bu "annelik" istifa edilemeyen bir durum o zaman anladım.Bu blog meselesi de yazmayınca metruk evlere benziyor.Bir süre sonra kimsenin uğramadığı,kullanılmayan.

Nereden başlasam derken bir şeyler karaladım galiba.Sonuç olarak.Blog yazan annelere ve hatta babalara -nurturia ile tanışmama vesile olan da bir blog oldu.(babaolmak.com)ki o zamanlar hamile bile değildim- saygım ve hayranlığım sonsuz.Onlara yaptıkları,yapmakta oldukları çok sıradan gelebilir.Benim burada, bu -konusu bile olmayan- girişi yazmak için ne çok debelendiğimi görseler, onlar da kendileriyle haklı bir gurur duyarlardı :)

Gelelim bir köşesinden başlamaya çalıştığımız blog konumuza.

Bir yengeç kadını olarak,kendimi bildim bileli,"ne olacaksın büyünce?" saçma sorusuna
"öğretmen-anne""polis-anne"gibi çocukça yanıtlardan sonra biraz daha büyüyünce "çocuklarımın annesi,kocamın karısı" gibi bilmiş hatta ekece bir cevap vermeye başladığımı hatırlıyorum.Hayatta en çok ne istiyorsun deseler "anne olmak" derdim hep.

18 Ekim 2008 saat:00.24 olduğunda,hayatta istediğim her şey gerçek olmuştu.Bu blog sayfasının konusu, hayatımın ana fikri EGE hemşirenin elinde baş aşağı sallanıyordu.
Bir sonraki yazımın konusu olan "doğum maceramız" ve "neden ismi EGE?" sorularına şimdilik değinmeden geçiyorum.


Uzun soluklu bir blog olmasını,bir köşede yitip gitmemesini umut ederek,geceyi ve yazımı sonlandırıyorum.

Sevgiler,
Ela Tanrıverdi

4 yorum:

füsfüs dedi ki...

hayırlı olsun blogun, çok güzel bir ilk yazı olmuş bence. benim ilk yazılarım birkaç cümleyi geçmezdi. dediğin gibi uzun soluklu olur umarım

ege dedi ki...

çok teşekkürler tüm iyi dilekler için.insan mutlu oluyormuş yazısına yorum yapılınca. ben de yorumumu esirgemeyeyim bundan sonra okuduğum yazılara :)

Adsız dedi ki...

cok guzel haberlerinizi bu blogdan okumak dilegi ile.
sevgiler

www.kirazsevdasi.wordpress.com

batuhanınannesi dedi ki...

Hayırlı olsun canımın içi.Gayet güzel bir başlangıç olmuş.Takipteyim!

Yorum Gönder


up